Pencere kenarında oturan ergen kız, düşünceli bir ifadeyle dışarı bakıyor.

Çat! Bir kapı sesi…

“Beni rahat bırakın!”
“Zaten beni hiç anlamıyorsunuz!”

Ergenlik döneminde bu cümleler birçok aile için tanıdık hale gelebilir. Bir süre önce sizinle daha çok paylaşım yapan çocuğunuzun odasının kapısını kapatması, söylediklerinize karşı çıkması ya da yalnız kalmak istemesi şaşırtıcı olabilir. Hatta içinizden, “Biz ergenliği böyle yaşamazdık.” diye geçiriyor olabilirsiniz.

Ancak yalnızca çocuklar değil, çocuk yetiştirme biçimleri de değişti. Günümüzde aileler çocuklarının dersinden kursuna, arkadaşlarından geleceğine kadar hayatlarının pek çok alanıyla yakından ilgileniyor. Peki bu kadar yakından takip edilen bir hayatın içinde ergen kendisine ait alanı nasıl oluşturacak?

Ergenlik Döneminde Aile ile Çatışma Neden Artar?

Ergenlik yalnızca fiziksel değişimlerin yaşandığı bir dönem değildir. Genç aynı zamanda “Ben kimim?”, “Ne istiyorum?”, “Kendi kararlarımı verebilir miyim?” sorularına cevap aramaya başlar.

Bir taraftan ailesinin desteğine ihtiyaç duyar, diğer taraftan bağımsız olmak ister. Bu nedenle odasının kapısını kapatması, bazı şeyleri paylaşmak istememesi ya da sık sık karşı çıkması her zaman ailesinden uzaklaşmak istediği anlamına gelmez. Bazen yalnızca, “Ben artık büyüyorum, bana da biraz alan açın.” demeye çalışıyor olabilir.

Ergenlerde İlgi ile Kontrol Arasındaki Sınır

Ergenin hayatıyla ilgilenmek önemlidir. Ancak ilgi ile kontrol arasındaki sınır zaman zaman karışabilir. Sürekli ne yaptığını, ne zaman çalışacağını, kimlerle görüştüğünü ve hangi kararı vereceğini belirlemek ergenin kendi alanını oluşturmasını zorlaştırabilir.

Çünkü yetişkinliğe hazırlanmanın bir parçası da bazı kararları denemek, hata yapmak ve sonuçlarını görmektir. Burada önemli olan ergeni tamamen serbest bırakmak değil, yaşına uygun sınırlar içinde sorumluluk vermektir.

Ergenlik döneminde yaşanan çatışmalarda yalnızca davranışa değil, davranışın hangi ihtiyacı anlatıyor olabileceğine de bakmak önemlidir.

Ergenin “Bana Alan Ver” Mesajı Nasıl Görünür?

Ergen bazen bunu kapıyı kapatarak, konuşmayarak, karşı çıkarak ya da “Karışma!” diyerek anlatabilir. Bu davranışların altında bazen şu mesaj olabilir:

“Ben değişiyorum ama bu değişimi nasıl yöneteceğimi ben de bilmiyorum.”

Bu nedenle ergenlik yalnızca çocuğun değil, aile içindeki ilişkinin de yeniden şekillendiği bir dönemdir. Artık karşınızda küçük bir çocuk yoktur; ancak henüz tamamen yetişkin biri de yoktur.

Ergenlerle İletişimde Sınır Koymak ve Anlamak

Ergene alan tanımak, her istediğine izin vermek anlamına gelmez. Sınırlar hâlâ gereklidir. Ancak ergenlik döneminde bu sınırların konuşulması ve yaşına uygun şekilde yeniden düzenlenmesi önem kazanır.

“Ben söyledim, olacak.” yerine, “Seni de anlamak istiyorum ama bizim ebeveyn olarak sorumluluğumuz olan bazı sınırlar var.” demek iletişim biçimini değiştirebilir.

Tartışma sırasında uzun nasihatler vermek yerine bazen önce duygunun sakinleşmesini beklemek ve ardından, “Biraz önce çok öfkelendiğini fark ettim. Senin tarafından ne olduğunu anlamak istiyorum.” demek daha işlevsel olabilir.

Çünkü anlamak, her davranışı kabul etmek değildir. Hem sınır koymak hem de ilişkiyi korumak mümkündür.

Ergenlikte Aile İlişkisi Nasıl Değişir?

“Çocuğum neden bu kadar değişti?” yerine bazen şu soruyu sormak gerekir:

“Çocuğum değişirken bizim onunla kurduğumuz ilişki de değişebiliyor mu?”

Çat diye kapanan o kapı her zaman “Sizi hayatımdan çıkarıyorum.” demiyor olabilir. Bazen yalnızca, “Ben büyüyorum. Bana biraz alan açın ama tamamen de uzaklaşmayın.” demeye çalışıyor olabilir.

Ergenlik döneminde aile içindeki çatışmaların arttığını veya çocuğunuzla iletişim kurmakta zorlandığınızı düşünüyorsanız, aile danışmanlığı sürecinde iletişim, sınırlar ve ihtiyaçlar birlikte ele alınabilir.

Özel Odak Aile Danışma Merkezi’nde ergen ve aile sürecine yönelik yüz yüze ve online danışmanlık hakkında bilgi alabilirsiniz.